Son bir kaç yıldır denize kendimi bıraktığımda çok ilginç ve keyifli deneyimler yaşıyorum. Bugün de yine benzer bir şekilde, denizin içindeyken önce, denizin rahimdeki sevgi dolu bir su olduğu düşüncesi geldi ve kendimi o sevgi suyunun içinde anne karnındaki gibi huzurlu, şefkatle, boşlukta bıraktığımı fark ettim. Sonra her yanımı saran o sevgiyle yıkandığımı hayal ettim. Ardından hafif hafif o boşlukta yavaş ve yumuşak hareketlere açtım kendimi. Denizin yuzeyindeki minik dalgalara uyum sağlayıp onlarla birlikte dans etmeye başladım. Birden Monika'nın da Mistik Dans çalışmalarında ya da farklı dans öğretilerinde karşılaştığım gibi "su gibi dans etme"yi suyun içinde, su ile birlikte deneyimledim... Su ile bir olmak, su gibi akmak, bedenin o eşsiz, yumuşak salınımları... Nasıl oyuncu, nasıl keyifli bir hal... Denizle aşk yaşamak böyle bir şey olsa gerek dedim.

Bu deneyimi takiben aklıma şu düşünceler geldi:
Acaba insanlar kendini bu hislere açıyor mu? Denize giren herkes farklı bir deneyim yaşıyor. Kimisi benim gibi hissediyor belki, kimisi sadece bir ıslanıp çıkıyor. Kimisi formunu korumak ya da bir yarış için belli bir kulaç sayısını tutturarak yüzüp başarısıyla mutlu oluyor. Kimisi belki sadece yıkanmak, kimisi serinlemek için giriyor. Belki fizik hareketleri uyguluyor birisi denizde doktoru tavsiye ettiği için... ve daha pek çok farklı yaşamın deneyimleri, aynı denizin içinde birleşiyor. Kimse o an bir diğerinin deneyiminin nasıl bir şey olduğunu birebir bilmiyor kendi deneyimini yaşarken ve hissederken.

Aynı denizde, hangi niyetle yüzüyorsak o hal ile halleniyoruz... Yaşamın içinde de aynı şeyi yapıyor gibi görünsek bile herkesin yaşadığı deneyim farklı. Kimi daha çok zihinde, kimi daha çok bedende ya da hislerde. Dilerim ki o aşk olup bırakabilme halini yaşamlarımızda daha çok deneyimleyebilelim.

Sevgiyle